Duran ve pek dolu olmayan bir minibüse koşarak bindim pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı çocuklardan biri şoföre parayı uzattı - Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın
Yolcu - Mükemmel bir yerde inebilir miyim (yolcunun kafası karşık sanırım, kendisi de dolmuştakilerle güler söylediine) Şöför kadını indirirken - Buyrun size layık değil ama!
Yolcu musait bi yerde inmek ister ama dili surcer; - Musait bi yerde iner misiniz Şöför - Niye sen mi kullancan
indir sofor. -in yolcu
Ankara'da, çok sıcak bir günde, dolmuştaki bir kokona yelpazesiyle - Şöfeer bey klimayı acar mısınız cok sıcak olduu demisti. Pala bıyıklı şöfer amca teyzeyi bi sure suzdukten sonra, kapıyı acıp acıp kapatmaya başladı, ki ondan sonra dolmuşca yarıldık gülmekten.
Ankarada otobüslerin kartlı değil biletli olduğu bir dönem. Bir arkadaşım ve ben sabaha kadar üniversitede gireceğimiz ilk sınava çalışmışız. Otobüse bir adam biner ... Utangaç, sıkılgan bir tavırla şöföre; - Afedersiniz şöför bey biletim yok, acaba ineceğim duraktan alabilir miyim Şöför- Istersen yolculara bir sor... Adam - Afedersiniz yolcular biletim yok, acaba inceğim duraktan alabilir miyim.!!
Gece yarısı tuvalete kalkan bir adam lavaboya giderken evin içinde birini görmüş ve bu kişiye yumruk atmış. Meğerse gördüğü aynadaki yansımasıymış.Yumruğu aynaya gelince kesilen eli kanamaya başlamış.Gürültüye eşi uyanmış ve Eşinin elini görünce koşmuş alkollü Pamuk yapıp eşinin yarasına basmış. Adamın açık,kanayan yarası alkolle daha da acımış ve adam sinirlenerek tuvalete atmış pamuğu.Sonra sıkıştığı için tuvalete oturmuş bu arada da bir sigara yakmış. kibritini de tuvalete atınca poposu alkollü pamukla tutuşmuş.Can havliyle fırlayınca kafasını banyodaki dolaba çarpmış kafası da kanamaya başlamış.adamı yüzü koyun yatıran eşi 112 sağlık servisini aramış.Gelen 112 ekibi karşılarında eli kesik, poposu yanık, kafası kanayan bir adamı görünce şaşkın bir şekilde adamı apartman dairesinden indirirken merdivenlerde olayın oluşunu sormuşlar.Olayları anlatan hastayı dinleyince gülme krizine girip sedyeyi ve adamı düşürmüşler.yeni bir 112 getirmişler ki böylece adamı hastahanede götürmüşler .Adamı ziyaret eden yakınlarına eşi hastahanede sakın nasıl olduğunu sormayın diye sıkı sıkı tembih ediyormuş...
1. Arabayı ATM in önune çek. 2. Kartı ATM ye tak. 3. Şifreyi gir. 4. Parayı, kartı ve makbuzu al. 5. Arabayı çalıştır ve git.
-KADIN-
1. Arabayı ATM onune çek. 2. Arka aynaya bakarak makyajını kontrol et. 3. Arabayı stop et. 4. Anahtarları çantana koy. 5. ATM den çok uzağa durduğun için arabadan in,yürü. 6. Kartı çantanın içinde telaşla ara. 7. Kartı ATM ye tak. 8. Şifreyi gir. 9. En az 2 dakika ekrandaki talimatları oku. 10. "CANCEL" tuşuna bas. 11. Üzerine şifreyi yazdıgın kağıdı çantanda ara. 12. Doğru şifreyi bir daha gir. 13. Bakiyene bak. 14. talimatları oku. 15. Para çekme işlemini yap. 16. Anahtarları ara. 17. Arabaya bin. 18. Makyajını kontrol et. 19. Arabayı çalıştır. 20. Arabayla hareket etmeye başla. 21. DUR. 22. Arabayı geri geri sür. 23. Arabadan in. 24. Kartı ve makbuzu al. 25. Arabaya tekrar bin. 26. Kartı cüzdana yerleştir.
Tamamen gerçek bir olay!!Yaşanmış bir iş başvuru hikayesi Yeni Şafak Gazetesi yazarı Mustafa Özel'in köşesine taşıdığı, yaşanmış çok ilginç bir iş başvurusu hikayesi:
Alttaki işbaşvuru formunu dolduran Mehmet Tartar'ın başvuru formuna yazdığı cevaplar:
1. Adınız Soyadınız: Mehmet Tartar
2.Yaşınız: Yirmi sekiz.
3.Şirketimizdeki hangi pozisyon için Başvuruyorsunuz? Mümkünse yatay bir pozisyon için. Eğer daha ciddi bir cevap istiyorsanız, ne iş olsa yaparım. Şart öne sürebilecek durumda olsaydım, burada bu formu dolduruyor olmazdım.
4. Düşündüğünüz ücret: Aylık 5.000 YTL maaş artı yıllık kardan yüzde 10 hisse! Eğer bu mümkün değilse, siz bir ücret Önerin, ben size evet yahut hayır derim.
5. Eğitiminiz? İdare eder
6. Son işiniz Sadist bir şefin deneme tahtası olmak.
7. Son ücretiniz: Hak ettiğimin çok altında.
8. Önemli başarılarınız: Arakladığım kalemlerden muhteşem bir kolleksiyonum var; evde sergiliyorum.
11. Çalışmak istediğiniz saatler: Pazartesi, Salı ve Perşembe 13.00-15.00 arası.
13. Şimdiki işvereninizle görüşebilir miyiz? İşverenim olsa burada olmazdım.
14. Fizik durumunuz 20 kilogramdan fazla taşımanıza engel Mİ? Belli olmaz, ne taşıdığıma bağlı.
15. Otomobiliniz var mı? Evet, ama soru yanlış sorulmuş. "Çalışır durumda bir otomobiliniz var mı?" diye sorsaydınız, cevabım farklı olurdu.
16. Daha önce bir yarışma veya madalya kazandınız mı? Madalyam yok ama lotoda iki kere 3 tutturdum.
17. Sigara içiyor musunuz? Otlanacak bir enayi bulabilirsem.
18. Beş yıl sonra ne yapmayı hayal ediyorsunuz? Bana tutkun zengin bir fotomodelle Bahama Adaları'nda yaşamayı. Bir yolunu biliyorsanız bunu beş yıl beklemeden de yapabilirim.
19. Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu taahhüt ediyor musunuz? Hayır, ama sıkıyorsa aksini iddia edin.
20. Sizi bu başvuruyu yapmaya iten gerçek sebep nedir? Birbiriyle tutarlılık derecesini kestiremediğim iki cevabım var: a) İnsan sevgisi ve tüketicilerin iyi beslenmesine katkıda bulunma arzum. b) Gırtlağıma kadar borca batmış olmam..
Ben seni hiç sevmedim ki.... Ben seninle bir gün bizim lanet netcafede, Ben seninle kalabalığın ortasındaki masamda, Kendimi tren gibi hissettiğim o ortamda, Benimle chatte olma ihtimalini sevdim.
Ne zaman karşısına otursam bilgisayarımın ICQ'da Online olma ihtimalini sevdim Password ü yazmamla başlayan, Ömrümün en uzun, en kısa, en çocuk... Ömrümün en ihtiyar zamanlarını bekliyordum Çünkü sonunda sen orada oluyordun, Online oluyordun!
Ben senin bana chat açma ihtimalini sevdim... "Tekrar merhaba" demeni, Yazı rengini yeşil yapmanı, Beni yalnız bırakmamanı sevdim. Ben seni hiç sevmedim ki... Chat'te benimle ilgilenmeni sevdim.
Ben seni hiç sevmedim ki... Sorunlarımı dinlemeni sevdim. Away olduğun zaman, Yan yatmanı sevdim... Klavyeyi sevdim döndüğün zaman Gitmeni sevmiyordum; Korkuyordum sana kırılmaktan.
Sen Online olmadığın zaman, Hotmail hesabıma baktım; Bağlantımı kestim, Ekran filitresini kırdım. (ve dayak yedim babamdan:) Ben senden E-mail alma ihtimalini sevdim. Mail'ini gördüğümde heyecanlanmayı, Okuduğumda gülümsemeyi sevdim.
Ben seni hiç sevmedim ki.. Yorgun akşamlarda yaptığımız chat'leri sevdim Bir çiçek ******ini, bir gül ******ini sevdim. Bir de yıldızları sevdim, Sayfamı süsleyen yıldızlar...
Ben seni hiç sevmedim ki... Kanalda "op" olmanı sevdim. İktidara geçmeni, İnsanlara hatırlatmanı ; Chat'in bir adının da "geyik" olmadığını.
Beni kicklediğinde auto join olmayı sevdim Taşları sevdim başıma vurduğunda Ağlamayı sevdim disconnect oldugumda Yalnız olduğumu anladığımda Odaya yeniden girmeyi sevdim Ben seni hiç sevmedim ki.
Düştüğün zaman, Düşmeni sevdim. Server'ı sevdim geldiğin zaman... Kalmanı sevmedim; Korkuyordum sana alışmaktan... Yine de sevdim gülümsemeyi "bye" deyip ayrılışının ardından.
Ben seni hiç sevmedim ki. Ben seninle chat yapma ihtimalini sevdim!
1) Ögretmen her zaman haklıdır 2) Ögretmenler de hata yapar 3) 2. maddenin geçerli olduğu durumlarda 1. madde geçerlidir.
-Çocuklar sınav çok kolay merak etmeyin
-Bunun birimi ne?10 metre mi 10 elma mı 10 armut mu?ne bunun birimi ha?
-Ögrenci dersi vaktinde yapmalı..
-Nerde kalmıştık? -Bi saat öncesini soruyosanız hepimiz uyuyoduk.isterseniz oradan devam edelim?
- Ayağına ne oldu kızım? - Araba çarptı hocam. - Sınıfta arabanın ne işi var?
-Hocam nedir bu 37 almışım yaa... -Beter ol
-Hayvan herif!!! lütfen susar mısın?
-Hocam sınav nerden başlıyo -13 ten itibaren sorumlusunuz çocuklar(halbuki 13. sayfa kitabın başıdır )
-Bak bu sefer kurşun kalemle 0 yazdım not defterine, bi daha böyle bişey yaparsan sınıfta hem disipline veririm hem de sözlüne gerçekten sıfır veririm.
-Kızzımmm sen yine fiziksel olarak varsın sınıfta ama ruhen yoksun
-X çok konuştuğuna göre demek ki konuyu iyice öğrenmiş. evet x, seni dinliyoruz!
-Neye gülüyorsunuz söyleyin, hepimiz gülelim!
Öğrenci derste dalmıştır, bakışlar bir yere fikslenmiştir. hoca bunu çakar. - ... bu olay Göktürklerin sonunu hazırlamıştır, di mi oğlum? - evet, bu bölünme Göktürklerin sonunu hazırlamıştır. - orta asya'da at koşturmayalım, dersi dinleyelim. - ama.. ben... - dinleyelim. - ....
Okulun ilk günüdür, hepimiz yeni gelmişizdir,sınıf öğretmeni tehditler eşliğinde kendini tanıtmakta, yetkilerini, yapabileceklerini saymaktadır. o sırada bir öğrenci, -Hocam adınız nedir sizin? diye bir soru sorma gafletinde bulunur. hoca çocuğa aynen şu şekilde sayar: -Sen benim adımı nasıl bilmezsin! var mı başka adımı bilmeyen--söylesin hemende görelim tanıyalım kimmiş! burası sizin geldiğiniz uyduruk kolejlere benzemez!ben hepinizden değerliyim.....kimsiniz lan siizz.....vıdı vıdı ve vıdı.. dersler o günden(ilk gün) itibaren dinlenmedi...........
Ögrenci: hocam tuvalete gidebilir miyim? Hoca: neden ?
-7.sıradaki kalksın -Hocam her hafta 7 diyosunuz hep ben kalkıyorum -İyi söyle ozaman annene gömleğini omoyla yıkamasın öğretmen hep seni kaldırmasın
-Daha once hiç sınıfta kaldınız mı? -hayır. -Bakın ne kadar güzel. demek ki birşey kaybetmiş sayılmazsınız. yaşınız genç bu sene sınıfta kalınız, ortalamanızı yükseltiniz, ben de bir kere sınıf tekrarı yapmıştım, çok faydalıdır. -??
Bi arkadaş tavsiyesiyle başladı bu blog yolculuğu daha doğrusu bi "can dostum güzel insan" tavsiyesiyle. Gitgide işin sırrını çözüyom işte epey geliştirdim sitemi.
E adettendir çıkmadan önce yorum yazılır, e sizde bi yorum yazarsınız artık. Ha unutmadan, şu benim "Can Dostum Güzel İnsan"ın sitesi aşağıda arkadaşlarımda var, "nuros.blogcu" çıkarken onada bi uğrarsanız accayip sevinirim ;)